Alerjen İmmünoterapi

Anasayfa

Alerjen İmmünoterapi

Alerjen immünoterapi, halk arasında alerji aşısı olarak bilinen, alerjik hastalığın seyrini zamanla değiştirmeyi hedefleyen bir tedavidir.

Alerji aşıları; burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, göz kaşıntısı ya da alerjenle tetiklenen nefes darlığı gibi yakınmalar ilaçlara ve korunma önlemlerine rağmen yeterince yatışmadığında gündeme gelir. Benzer belirtilere yol açabilecek diğer nedenleri dışladıktan sonra tabloyu bütün olarak ele alır, alerji aşısının uygun bir seçenek olup olmadığını birlikte planlarız.

Acil Durum
Bir alerji aşısı dozundan ya da iğnesinden sonra dakikalar içinde gelişen yaygın kurdeşen; dudak, dil veya boğazda şişme; nefes darlığı, hırıltı; baş dönmesi, bayılma hissi; bulantı, kusma veya karın krampları bir alerjik şok (anafilaksi) belirtisi olabilir.
Elinizde reçeteli adrenalin oto-enjektörü varsa, geciktirmeden uyluğunuzun ön-yan yüzüne uygulayın ve 112’yi arayın. Oto-enjektörünüz yoksa ya da böyle bir tepkiyi ilk kez yaşıyorsanız, beklemeden 112’yi arayın.
Ambulans gelene kadar mümkünse sırtüstü uzanın ve bacaklarınızı hafifçe yukarı kaldırın; nefes almakta zorlanıyorsanız oturur pozisyon, kusma varsa yan yatış daha güvenlidir. Aniden ayağa kalkmak tansiyon düşüşünü derinleştirebileceğinden, bu süreçte uzanmış kalmak daha doğrudur.

Alerjen İmmünoterapi (Alerji Aşısı) Nedir?

Alerjen immünoterapi, kişinin duyarlı olduğu alerjenin kontrollü ve giderek artan dozlarda verilmesiyle bağışıklık sisteminin o alerjene karşı zamanla daha toleranslı olmasını amaçlayan tedavidir.

Amaç, vücudun alerjene verdiği aşırı yanıtı yeniden düzenlemektir; bu düzenlemeye immünomodülasyon, yani bağışıklık yanıtının değiştirilmesi diyoruz.

Alerji aşısının etkisi, bağışıklık sisteminin alerjene verdiği yanıtı zaman içinde yeniden düzenlemesine dayanır. Alerjik hastalıklarda bağışıklık sistemi, normalde zararsız olan polen, ev tozu akarı ya da hayvan epiteli gibi maddeleri gereğinden fazla önemseyebilir.

Bu yanıtta özellikle “Th2” adı verilen bir bağışıklık yolu öne çıkar. Th2 yanıtı; alerjik iltihabı, IgE üretimini, burun akıntısı, hapşırık, kaşıntı, hırıltı gibi şikayetleri besleyen sürecin önemli parçalarından biridir.

Alerji aşısı ile amaç, bu abartılı yanıtı zamanla daha dengeli hâle getirmektir. Tedavi sürecinde alerjiyi körükleyen Th2 tipi yanıt baskılanırken, bağışıklık sistemini sakinleştiren ve dengeleyen düzenleyici T hücrelerinin etkinliği artar. Bunun yanında alerjeni etkisizleştirmeye yardımcı olan, özellikle IgG4 gibi “bloke edici” antikorların üretimi de devreye girer.

Bu teknik süreci daha anlaşılır ifade etmek gerekirse; alerji aşısı, bağışıklık sistemine alerjeni tehlikeli bir düşman gibi algılamamayı yeniden öğretir. Bu öğrenme hemen olmaz; aylar içinde gelişir, düzenli uygulama ve uzman takibi gerektirir.

Alerji ilaçlarından farklı olarak, uygun hastalarda tedavi bittikten sonra da devam edebilen bir fayda görülebilir. Güncel kılavuzlar, uygun seçilmiş hastalarda alerjen immünoterapinin hastalığın doğal seyrini etkileyebilen bir tedavi olabileceğini belirtmektedir. Özellikle polen ilişkili alerjik riniti olan bazı çocuk ve ergenlerde, yeterli süre uygulanan immünoterapi astım gelişme riskini azaltmaya katkı sağlayabilir. Ancak bu koruyucu etki her alerjen, her yaş grubu ve her hasta için aynı düzeyde kanıtlanmış değildir.

Alerji aşısının etkisi her hastada aynı düzeyde ortaya çıkmaz ve garanti edilemez. Bu nedenle yalnızca test pozitifliği aşı kararı için yeterli değildir. Hastanın şikâyetleri, muayene bulguları, alerjenle klinik uyum ve uzman değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır.

Alerji Aşısı Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Alerjen immünoterapi en sık alerjik rinit, seçilmiş alerjik astım ve arı zehri alerjisinde değerlendirilir.

Alerjik rinitte şikâyetler genellikle polen, ev tozu akarı, hayvan tüyü ve deri döküntüleri ya da küf duyarlılığına bağlı gelişir. Burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı ve gözlerde kaşıntı bu tabloya eşlik edebilir. Göz alerjisi belirgin olan hastalarda bu durum da tedavi planının parçası olarak ele alınabilir.

Alerjik astımda immünoterapi her hasta için uygun değildir ve astım tedavisinin yerine geçmez. Belirli bir alerjenle ilişkisi gösterilmiş, astımı kontrol altında olan, solunum fonksiyonları uygun bulunan ve uzman değerlendirmesiyle seçilen hastalarda ek tedavi seçeneği olarak gündeme gelir.

Alerjik rinit ve astım çoğu zaman aynı alerjik sürecin üst ve alt solunum yollarındaki iki farklı yansımasıdır. Bu nedenle burun ve akciğer şikâyetlerini birlikte değerlendirmek, tedavi kararını daha sağlıklı hâle getirir.

Arı zehri alerjisinde immünoterapi ayrı bir öneme sahiptir. Arı sokması sonrası sadece sokulan bölgede şişlik değil, tüm vücudu etkileyen yaygın reaksiyon ya da anafilaksi gelişmişse, uygun hastalarda arı zehri immünoterapisi değerlendirilir.

Burada beklentiyi gerçekçi tutmak gerekir. Her alerjende immünoterapiden beklenen yanıt aynı değildir. Arı zehri ve polen immünoterapisinde kanıt düzeyi ve klinik yanıt daha net ortaya konmuştur. Alerjenin türü, şikâyetlerle uyumu, hastanın genel durumu ve tedaviden beklenen fayda birlikte değerlendirilmelidir.

Besin alerjisi, ilaç alerjisi ve kronik kurdeşen gibi durumlarda ise klasik alerji aşısı aynı şekilde uygulanmaz. Bu hastalıklarda yaklaşım farklıdır ve hangi yöntemin uygun olacağı mutlaka uzman tarafından belirlenmelidir.

Alerji Aşısı Kimlere Uygun Olabilir?

Alerji aşısını genel olarak şu hastalarda gündeme alırız:

  • Şikâyetleri belirli bir alerjenle uyumlu olan hastalar
  • Alerji testinde saptanan duyarlılığı, hastanın öyküsüyle örtüşen kişiler
  • İlaçlara rağmen yeterli kontrol sağlanamayan hastalar
  • Uzun süre ilaç kullanmak istemeyen ya da ilaçlara bağlı yan etki yaşayan kişiler
  • Polen, ev tozu akarı veya arı zehri gibi immünoterapiden fayda görmesi beklenen alerjenlere duyarlılığı olan hastalar
  • Tedaviye düzenli gelebilecek ve takip planına uyabilecek kişiler

Alerji aşısı çoğu durumda 5 yaş ve üzerindeki hastalarda değerlendirilir.

Alerji aşısı yalnızca test pozitifliğiyle başlanmaz. “Testte çıktı” demek ile “hastalık bundan kaynaklanıyor” demek aynı şey değildir. Kararı her zaman şikâyetler, testler, alerjenle temas öyküsü ve kişinin genel durumunu birlikte değerlendirerek veririz.

Kimlere Alerji Aşısı Uygun Olmayabilir?

Bazı durumlar alerji aşısına başlamayı engelleyebilir ya da daha dikkatli bir değerlendirme gerektirir.

Gebelik: Gebelikte yeni bir immünoterapiye başlamak genellikle önerilmez. Ancak gebelikten önce tedaviye başlanmış ve idame doza ulaşılmışsa, devam kararı hekimle birlikte verilmelidir.

Adrenalinin güvenle kullanılmasını zorlaştıran durumlar: Adrenalin, olası ağır alerjik reaksiyonlarda ilk ve en önemli tedavidir. Bazı kalp-damar hastalıkları ya da adrenalinin kullanımını güçleştiren durumlar varsa, alerji aşısı uygun olmayabilir veya özel değerlendirme gerektirebilir.

Bazı ilaçlar ve hastalıklar:

Beta-blokör grubu ilaçlar, ağır bir reaksiyon geliştiğinde adrenalinin etkisini azaltabilir. Bu nedenle bu ilaçları kullanan hastalarda karar, ilacı reçete eden hekimle birlikte verilmelidir.

Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler, bazı sistemik hastalıklar ve dil altı immünoterapi planlanan hastalarda eozinofilik özofajit öyküsü de ayrıca değerlendirilmelidir.

Kontrolsüz astım: Astım kontrol altında değilse aşı sırasında ağır reaksiyon riski artabilir. Bu nedenle önce astımın kontrol altına alınması, ardından alerji aşısının yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Peki astımın kontrol altında olup olmadığını pratikte nasıl anlarız?

Bunun için genellikle son dört haftaya bakarız. Aşağıdaki durumlar astım kontrolünün zayıfladığını düşündürür:

  • Gündüz astım belirtilerinin haftada ikiden fazla olması
  • Astım nedeniyle gece uyanmak
  • Kurtarıcı fısfıs ilaca haftada ikiden fazla ihtiyaç duymak
  • Günlük aktivitelerin astım nedeniyle kısıtlanması

Bu maddelerden birden fazlasına “evet” diyorsanız, önce astımı kontrol altına almak, sonra aşıyı konuşmak gerekir.

Ağır alerjik astımı olan ve sistemik kortizon ya da biyolojik ajan kullanan hastalarda karar daha incelikli olur. Bu kişilerde önceliğin astımı dengeye getirmek mi, immünoterapiyi başlatmak mı olduğu, iki tedavinin birlikte yürütülüp yürütülmeyeceği kişiye göre değişir. Bazı durumlarda biyolojik tedavi, immünoterapinin daha güvenli başlatılmasına yardımcı olacak bir köprü gibi kullanılabilir. Bu kararı, astım tedavinizi yürüten hekimle birlikte vermek gerekir.

Alerji Aşısı Kararı Nasıl Verilir?

Sürecin ilk adımı ayrıntılı bir öyküdür: yakınmalar hangi mevsimde, hangi ortamda artıyor, hangi alerjenle ilişkili görünüyor? Bunun ardından duyarlılığı nesnel biçimde göstermek için alerji testlerine başvururuz.

Deri prick testi, alerjen özütlerinin ön kola damlatılıp ciltte hafif çiziklerle temas ettirilmesi ve oluşan yanıtın ölçülmesidir. Test öncesinde antihistaminik ilaçlar sonucu baskılayabileceği için, bu ilaçların ve antihistaminik içeren bazı öksürük ya da soğuk algınlığı şuruplarının belirli bir süre bırakılması gerekebilir. Bu süreyi teste gelmeden önce ilgili birime danışmak en doğrusudur. İlaçlarınızı kendi başınıza kesmeyin, planı hekiminizle birlikte yapın.

Deri testinin uygun olmadığı durumlarda kandan spesifik IgE testi istenebilir. Ancak her iki yöntemde de pozitif sonuç, o alerjenin hastalığın kesin nedeni olduğunu tek başına göstermez.

Bazı hastalarda birden fazla alerjene duyarlılık saptanabilir. Alerji aşısında önemli olan, bu pozitiflikler içinden şikâyetlerden asıl sorumlu alerjeni doğru seçmektir. Gerektiğinde moleküler alerji testleri, gerçek duyarlılığı çapraz tepkimelerden ayırmaya yardımcı olur.

Aşı kararı verilirken yalnızca alerjenlere bakmayız. Sigara dumanı, fazla kilo, iş yerindeki tahriş edici maddeler ve tedavi edilmemiş reflü gibi etkenler de belirtileri ve tedavi yanıtını etkileyebilir.

Alerjik astım varsa aşıdan önce solunum fonksiyon testiyle astımın durumu değerlendirilir. Tedavi sürecinde yanıtı testleri sık tekrarlayarak değil, daha çok şikâyetlerdeki azalma ve ilaç ihtiyacındaki değişimle izleriz.

Alerji Aşısı Nasıl Uygulanır?

Güncel yaklaşımda iki uygulama yolu vardır.

Cilt altı immünoterapi (SCIT): Alerjen, belirli aralıklarla cilt altına enjeksiyon biçiminde verilir. Bir başlangıç (doz artırma) dönemi, ardından daha uzun aralıklı bir idame dönemi vardır. Bu yolda nadiren yaygın bir alerjik reaksiyon gelişebildiğinden, uygulamanın anafilaksiyi tanıyıp yönetebilecek bir ekipçe ve uygun koşullarda yapılması, hastanın iğne sonrası bir süre gözlemde kalması gerekir.

Cilt altı uygulamada her enjeksiyon öncesinde o günkü solunum durumunuz değerlendirilir. Aşı gününde astım belirtileriniz artmışsa, göğsünüzde sıkışma ya da hırıltı varsa, doz ertelenebilir. Gerektiğinde üfleme testiyle solunum kapasiteniz kontrol edilir. Akut bir astım atağının üzerine doz yapmak riski artırdığından, o gün kendinizi iyi hissetmiyorsanız uygulamadan önce ekibi bilgilendirmeniz gerekir.

Dil altı immünoterapi (SLIT): Alerjen, tablet ya da damla biçiminde dil altından alınır. En sık görülen yan etkisi ağız içinde geçici kaşıntı ya da hafif rahatsızlık olduğundan, ilk doz çoğunlukla hekim gözetiminde verilir. Uygun hastada sonraki dozlar evde sürdürülebilir.

Dil altı tedavide evde dikkat edilmesi gereken bazı geçici durumlar vardır. Ağız içinde açık yara, aktif diş eti kanaması ya da yeni bir diş çekimi varsa, alerjenin emildiği bölge tahriş olabileceğinden o gün dozun atlanması veya ertelenmesi gündeme gelir. Kusma ve ishalle seyreden akut mide-bağırsak enfeksiyonlarında da doza ara vermek daha güvenlidir. Böyle durumlarda tedaviyi tümden bırakmak yerine, ne zaman yeniden başlayacağınızı hekiminize sorun.

Hangi yöntemin seçileceği alerjene, hastalığa, kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına ve tedaviye uyumuna göre belirlenir. Mevsimsel polen alerjisinde tedaviye sezon başlamadan önce başlamak etkinliği artırabilir. Her iki yolda da düzenlilik şarttır ve etki hemen değil, aylar içinde belirginleşir.

Alerji Aşısı Ne Kadar Sürer?

Alerjen immünoterapi genellikle 3–5 yıl süren bir tedavi olarak planlanır. İlk aylarda doz artırma dönemi uygulanır, ardından daha uzun aralıklarla sürdürülen idame dönemine geçilir. Bağışıklık sistemindeki değişimin yerleşmesi zaman alacağından tedavinin en az 3 yıl sürdürülmesi önerilir.

Bu uzun sürecin pratik bir yükü de vardır. Düzenli kontroller, kliniğe gelme zorunluluğu, zaman planlaması ve maliyet bazı hastalar için zorlayıcı olabilir. Türkiye’de aşıların maliyeti ve geri ödeme durumu ürüne ve hastanın durumuna göre değişebildiği için, tedaviye başlamadan önce bu kısmı da açıkça konuşmak gerekir. Başlangıçta gerçekçi bir plan yapmak, tedaviyi sürdürebilmenin önemli bir parçasıdır.

En sık yapılan hatalardan biri tedaviyi erken bırakmaktır. Şikâyetler ilk yıl içinde azalmaya başlasa bile tedaviyi tamamlamadan bırakmak faydayı azaltabilir. Bu nedenle devam etme ya da sonlandırma kararı mutlaka hekimle birlikte verilmelidir.

Alerji Aşısının Yan Etkileri ve Güvenliği

Alerji aşısında yan etkiler çoğu zaman hafiftir. Cilt altı uygulamada enjeksiyon yerinde kızarıklık, şişlik ve kaşıntı görülebilir. Dil altı uygulamada ise ağız içinde kaşıntı ya da hafif rahatsızlık olabilir. Bu lokal tepkiler genellikle tedaviyi durdurmayı gerektirmez.

Yaygın alerjik reaksiyonlar daha seyrek, anafilaksi ise oldukça nadirdir. Ancak riskin tamamen sıfır olmadığı bilinmelidir. Nadir ciddi reaksiyonlarda kontrolsüz astım önemli bir risk faktörü olarak öne çıkar. Bu nedenle astım kontrol altında değilse alerji aşısına başlamadan önce astımı dengelemek gerekir.

Güvenlik için en önemli adımlardan biri gözlemdir. Cilt altı aşı uygulamasından sonra hastanın genellikle 30 dakika klinikte izlenmesi önerilir. Çünkü ağır reaksiyonların çoğu bu süre içinde ortaya çıkar. Daha geç reaksiyonlar da görülebileceği için klinikten ayrıldıktan sonra gelişebilecek uyarı belirtilerini tanımak önemlidir.

Enjeksiyon günü bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Dozdan sonraki birkaç saat ağır egzersiz, sıcak duş, sauna ve alkolden kaçınmak uygun olur. Bu durumlar damarları genişleterek alerjenin dolaşıma daha hızlı geçmesine ve gecikmiş reaksiyon riskinin artmasına yol açabilir.

Aşı günü ateşli bir hastalığınız, artmış astım şikayetleriniz ya da yeni başladığınız bir ilaç varsa, doz öncesinde mutlaka hekiminizi bilgilendirin.

Ne Zaman Bir Alerji Uzmanına Başvurmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir göğüs hastalıkları ve alerji uzmanına başvurmakta fayda var:

  • Polen ya da ev tozu akarı alerjisi ilaçlara rağmen kontrol edilemiyorsa
  • Alerjik rinit belirtileri yıl boyu sürüyor veya her mevsim tekrarlıyorsa
  • Alerjik astım belirli alerjenlerle tetikleniyorsa
  • Arı sokması sonrası yaygın reaksiyon ya da anafilaksi yaşandıysa
  • Alerji testi pozitif çıktığı hâlde tedavi planı net değilse
  • Alerji aşısının size uygun bir seçenek olabileceğini merak ediyorsanız ya da daha önce başlanmış bir immünoterapinin takibi gerekiyorsa

Bursa’da Alerji Aşısı

Bursa’da alerji aşısı açısından başvuran hastalarda da yaklaşımımız bu bütüncül değerlendirme üzerine kuruludur. Polen, ev tozu akarı, hayvan epiteli, küf ya da arı zehri duyarlılığı olan kişilerde amaç, gerçekten fayda görmesi beklenen hastada güvenli ve sürdürülebilir bir plan oluşturmaktır.

Göğüs Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Dr. Özge Aslantekin Eken; alerjik rinit, alerjik astım ve arı zehri alerjisi gibi durumlarda immünoterapi uygunluğunu hastanın tüm klinik tablosuyla birlikte değerlendirir. Böylece doğru hastada doğru alerjeni seçmek ve kişiye özel bir takip planı oluşturmak hedeflenir.

Alerji aşısının sizin için uygun olup olmadığını anlamak için şikayetlerinizi, test sonuçlarınızı ve genel sağlık durumunuzu birlikte değerlendiren bir uzman görüşü en doğru başlangıçtır.

Kaynaklar

Roberts G, Pfaar O, Akdis CA, ve ark. EAACI Guidelines on Allergen Immunotherapy: Allergic rhinoconjunctivitis. Allergy. 2018;73(4):765–798.

Sturm GJ, Varga EM, Roberts G, ve ark. EAACI Guidelines on Allergen Immunotherapy: Hymenoptera venom allergy. Allergy. 2018;73(4):744–764.

Global Initiative for Asthma (GINA)

Muraro A, Worm M, Alviani C, ve ark. EAACI guideline: Anaphylaxis (2021 update). Allergy. 2022;77(2):357–377.

Gurgel RK, Baroody FM, Damask CC, ve ark. Clinical Practice Guideline: Immunotherapy for Inhalant Allergy. Otolaryngology–Head and Neck Surgery. 2024;170(S1):S1–S42.

Orhan F ve ark. Anafilaksi: Türk Ulusal Rehberi. Astım Allerji İmmünoloji.

Alerjen İmmünoterapi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Alerji aşısı nedir?

Kişinin duyarlı olduğu alerjenin kontrollü ve giderek artan dozlarda verilmesiyle bağışıklık sisteminin bu alerjene verdiği aşırı yanıtı azaltmayı hedefleyen tedavidir. Tıbbi adı alerjen immünoterapidir.

En sık alerjik rinit, seçilmiş alerjik astım ve arı zehri alerjisinde uygulanır. Test sonucu hastanın şikayetleriyle uyumlu olmalıdır; tek başına test pozitifliği tedaviye başlamak için yeterli değildir.

Bazı hastalarda belirtileri belirgin biçimde azaltabilir ve ilaç ihtiyacını düşürebilir. Herkeste aynı etki beklenmez; amaç tam iyileşmeyi vaat etmek değil, hastalığın kontrolünü artırmak ve uzun dönemde fayda sağlamaktır.

Uygun hastada ve uygun koşullarda güvenli kabul edilen bir tedavidir. Cilt altı uygulamada nadiren yaygın reaksiyon gelişebileceği için doz sonrası klinikte bir süre gözlem gerekir.

Cilt altı doz sonrası birkaç saat ağır egzersiz, sıcak duş, sauna ve alkolden uzak durmanız istenir; bunlar gecikmiş bir reaksiyon riskini artırabilir. Ateş, artan astım belirtisi ya da yeni bir ilaç varsa doz öncesinde hekiminize söyleyin.

Bu durumda karar kişiye özeldir. Önceliğin astımı dengeye getirmek mi, immünoterapiyi başlatmak mı olduğu ve iki tedavinin birlikte yürüyüp yürümeyeceği değerlendirilir; planı astım tedavinizi yürüten hekimle birlikte yapmak gerekir.

Tek bir doğru yöntem yoktur. Karar; alerjenin tipine, hastalığa, kişinin tedaviye uyumuna ve güvenlik durumuna göre verilir.

Alerjenle ilişkili ve kontrol altında olan seçilmiş astım hastalarında fayda sağlayabilir. Kontrolsüz astımda ise riskli olabilir; bu durumda önce astım kontrolü sağlanır.

Klasik polen, ev tozu akarı ya da arı zehri aşılarıyla aynı biçimde uygulanmaz. Besin alerjisinde yaklaşım farklıdır ve uzman değerlendirmesi gerekir.

Her zaman değil. Bazı ilaçlar devam edebilir, bazıları güvenlik açısından yeniden değerlendirilir. İlaç değişikliğini hekim önerisi olmadan yapmamak gerekir.

İletişime Geçin!

Sorularınız İçin Bizimle İletişime Geçin

Alerjik hastalıklar ve tedavi süreçleri hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

No content is added yet.