İmmün Yetmezlikler ve Tedavileri
Anasayfa
İmmün Yetmezlikler ve Tedavileri
Diğer Hizmetlerimiz
İletişim
Adres: Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Polikliniği
Ana Kampüs: Mimarsinan Mah. Emniyet Cad. 16310 Yıldırım/Bursa (Polis Okulu Karşısı)
Sık sinüzit geçirmek, yılda birkaç kez bronşit olmak, zatürrenin tekrarlaması ya da enfeksiyonların geç toparlanması birçok kişide “Bağışıklığım düşük olabilir mi?” sorusunu akla getirir. Nitekim bu soru son derece normaldir.
Yine de bu şikâyetler her zaman ciddi bir soruna işaret etmez. Bazı kişilerde ise altta yatan neden, bağışıklık sisteminin savunma yanıtındaki bir zayıflık olabilir.
Sık hastalanmak tek başına bağışıklık yetmezliği demek değildir. Uyku düzensizliği, yoğun stres, sigara kullanımı, alerjik rinit, astım, reflü, burun ve akciğerdeki yapısal sorunlar, mesleki maruziyetler ya da kalabalık ortamlarda sık viral temas benzer şikâyetlere yol açabilir. Klinik değerlendirmede ilk adım, bu tabloya neden olabilecek diğer durumları gözden geçirmektir. Ardından gerekli görülürse bağışıklık yetmezliği açısından daha ayrıntılı inceleme planlanır.
Acil Durum
Bir enfeksiyon sırasında ani gelişen nefes darlığı, konuşmayı zorlaştıran hırıltı, dudak ya da tırnaklarda morarma, kan tükürme, bilinç bulanıklığı ya da yüksek ateşle birlikte genel durumun hızla bozulması varsa poliklinik randevusu beklenmemeli, vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır.Bu belirtiler ağır bir enfeksiyona ya da enfeksiyonun kan dolaşımına yayılmasına işaret edebilir.
Aşağıdaki durumlardan biri sizde varsa, bağışıklık değerlendirmesini ertelememek gerekir:
- Her yıl tekrarlayan zatürre ya da ağır seyreden, uzun süren enfeksiyonlar
- Hastane yatışı veya damar yoluyla (intravenöz) antibiyotik gerektiren enfeksiyonlar
- Alışılmadık ya da fırsatçı mikroplarla gelişen enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları
- Enfeksiyonlara eşlik eden kalıcı akciğer hasarı, yani bronşektazi (hava yollarında geri dönmeyen genişleme)
- Açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemesi ya da uzun süren ateş
- Ailede bağışıklık yetmezliği öyküsü ya da kanda immünglobulin (antikor) düşüklüğü saptanması
Bağışıklık Sistemi Yetmezliği Nedir?
Bağışıklık sistemi yetmezliği, vücudun mikroplara karşı savunma mekanizmalarının yeterince çalışmadığı durumdur. Tekrarlayan, ağır seyreden, uzun süren ya da alışılmadık enfeksiyonlarla kendini gösterebilir.
Bağışıklık sistemi tek bir yapı değildir. Akyuvar adı verilen savunma hücreleri, antikorlar, kompleman adı verilen yardımcı proteinler ve cilt-mukoza gibi bariyerler birlikte çalışır. Bu basamaklardan birindeki eksiklik ya da işlev bozukluğu, savunmanın belirli bir noktasında zayıflık yaratabilir. Yetmezlik hafif, orta ya da ağır olabilir.
Bazı kişilerde bağışıklık sistemi yetmezliği çocukluktan gelirken bazılarında ilk kez erişkin yaşta fark edilir. Doğuştan bağışıklık kusurlarının çocukluğa özgü, çok nadir ve hep ağır hastalıklar olduğu düşünülür, ama tablo göründüğünden geniştir.
Uluslararası immünoloji sınıflamalarında 500’ü aşkın gen ve 559 farklı doğuştan bağışıklık kusuru tanımlanmıştır. Bu nedenle immün yetmezlik tek bir hastalıktan ziyade geniş bir hastalık ailesi olarak değerlendirilir.
Sık Enfeksiyon Geçirme Ne Zaman Önemlidir?
Her yıl birkaç kez nezle ya da üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmek, tek başına bir alarm işareti olmayabilir. Sağlıklı erişkinlerde de bu olağandır. Önemli olan, tablonun seyrindeki farklılıktır.
Şu durumlar daha dikkatli bir değerlendirme gerektirebilir:
- Tekrarlayan zatürre
- Sık sinüzit ya da orta kulak enfeksiyonu
- Tekrarlayan bronşit
- Ağır veya uzun süren enfeksiyonlar
- Hastane yatışı gerektiren enfeksiyonlar
- Damar yoluyla antibiyotik ihtiyacı
- Tekrarlayan mantar enfeksiyonları
- Açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemesi ve uzun süren ateş
- Ailede bağışıklık yetmezliği öyküsü
- Enfeksiyonlara eşlik eden bronşektazi gibi akciğer hasarı
Burada kendi alanımızın getirdiği bir hassasiyeti vurgulamak isterim. Tekrarlayan zatürre ve bronşektazi gibi akciğer tutulumları, göğüs hastalıkları ve bağışıklık değerlendirmesini aynı anda gerektirir. Çift uzmanlık çerçevesinde tabloyu solunum yolu açısından inceler, aynı zamanda altta yatan bir bağışıklık zayıflığı olup olmadığını araştırırız.
Sık öksürük ya da burun akıntısı her zaman enfeksiyon anlamına gelmez. Alerjik rinit, astım, kronik sinüzit, reflü, sigara maruziyeti ya da burun ve akciğerdeki yapısal sorunlar enfeksiyonla karışabilir.
Değerlendirme yaparken tabloyu mümkün olduğunca geniş ele alırız. Örneğin sigara çoğu kişide antikor düzeyini doğrudan düşürmez. Daha çok hava yollarının kendini temizleme gücünü ve koruyucu bariyerini zayıflatır. Bu da enfeksiyonlara daha açık bir zemin oluşturabilir. İleri yaşta bağışıklık sisteminin doğal olarak yavaşlaması tabloya ek yük getirebilir.
Alerjik rinit ya da astım, bağışıklık yetmezliği olan bir kişide de görülebilir. Araya giren viral bir enfeksiyon astımı alevlendirebilir. Böyle bir tabloda öksürük, hırıltı, burun akıntısı ve tekrarlayan enfeksiyonlar birbirine karışmış gibi görünebilir.
Bu ayrımı salt tek bir kan testine indirgeyemeyiz. Kişinin öyküsü, muayene bulguları, enfeksiyonların sıklığı, ağırlığı ve eşlik eden solunum hastalıkları birlikte değerlendirilir. Gerekirse astım ve KOAH açısından incelemeler güncel kılavuzlara göre planlanır.
İmmün Yetmezlik Tipleri
İmmün yetmezlik tipleri şu şekilde sıralanabilir:
Primer (Doğumsal) İmmün Yetmezlikler
Primer immün yetmezlikler, bağışıklık sisteminin doğuştan gelen ya da genetik zeminde gelişen işlev bozukluklarıdır. Bazıları çocuklukta belirti verir, bazıları erişkin yaşta tekrarlayan enfeksiyonlarla fark edilebilir.
Primer immün yetmezlik birbirinden farklı çok sayıda tabloyu kapsar. Erişkinde en sık fark edilenlerden biri antikor eksiklikleridir. Antikorlar, vücudun mikroplara karşı ürettiği koruyucu proteinlerdir, bu üretim yetersiz kaldığında savunma zayıflar. Çoğu zaman sık sinüzit, bronşit, zatürre ya da kulak enfeksiyonlarıyla, bazen de uzun süren enfeksiyonlarla karşımıza çıkar.
Bazı hastalarda enfeksiyonların yanında otoimmün hastalıklar, lenf bezi büyümeleri, dalak büyümesi ya da bağırsak sorunları da görülebilir. Tanı geciktiğinde akciğerlerde bronşektazi gibi kalıcı hasarlar gelişebilir. İşte bu yüzden erken tanı ve düzenli takip değerlidir. Amaç, kalıcı hasar yerleşmeden tabloyu görünür kılmaktır.
Sekonder İmmün Yetmezlikler: İlaçlara ve Hastalıklara Bağlı Durumlar
Sekonder immün yetmezlik, bağışıklık sisteminin sonradan gelişen bir hastalık, enfeksiyon, ilaç ya da tedavi nedeniyle zayıflamasıdır. Primer immün yetmezliklerden farkı, altta yatan nedenin sonradan ortaya çıkmasıdır. Erişkin pratiğinde aslında daha sık karşılaştığımız grup budur.
Sık görülen nedenler arasında uzun süreli ya da yüksek doz kortizon kullanımı, kemoterapi, biyolojik ilaçlar ve bağışıklığı baskılayan tedaviler, organ nakli sonrası kullanılan ilaçlar yer alır.
Bazı romatoloji, dermatoloji, gastroenteroloji ve onkoloji tedavileri de savunmayı baskılayabilir. HIV gibi bağışıklık sistemini doğrudan etkileyen enfeksiyonlar, böbrek hastalıklarına veya bağırsak hastalıklarına bağlı protein kaybı, dalağın alınmış olması ya da işlev görmemesi, ileri yaş ve eşlik eden kronik hastalıklar da bu tabloya katkıda bulunabilir.
Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneğinin bilgilendirmesinde de HIV/AIDS, uzun ve yüksek doz kortikosteroid kullanımı, kemoterapi ve ağır yanıklar bu nedenler arasında sayılır.
Sekonder immün yetmezlikte yaklaşımın özü, altta yatan nedeni anlamaktır. Kullanılan ilaçlar, dozları, tedavi süresi, enfeksiyon öyküsü ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilir. Uzun süreli kortizon ya da bağışıklığı baskılayan tedaviler; kemik erimesi, böbreküstü bezinin baskılanması ve fırsatçı enfeksiyon riskinde artış gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle bazı hastalarda koruyucu önlemler, aşı planı ve enfeksiyon profilaksisi tedaviyi yürüten hekimle birlikte değerlendirilir.
Dikkat: Bağışıklığı baskılayan bir ilacı kendi başınıza kesmeyin; bu kararı ilgili branş hekimi ve immünoloji değerlendirmesiyle birlikte planlamak gerekir, çünkü ilacı ani kesmek altta yatan hastalığın alevlenmesine yol açabilir.
Yaygın Değişken İmmün Yetmezlik (CVID)
Yaygın değişken immün yetmezlik, kısaca CVID, bağışıklık sisteminin yeterli antikor üretemediği bir primer immün yetmezliktir. Erişkin yaşta tekrarlayan sinüzit, bronşit, zatürre, bağırsak sorunları ya da otoimmün bulgularla fark edilebilir. Erişkinde en sık tanı konan antikor eksikliklerinden biri olduğu için ayrı bir başlıkta değerlendirilir.
CVID’de genellikle kandaki immünglobulin, yani antikor düzeyleri düşüktür. Genellikle temel bulgu IgG denilen antikor tipinin düşüklüğüdür; buna IgA ve/veya IgM düşüklüğü de eşlik edebilir.
Hastalar tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları geçirebilir, bu enfeksiyonlar zamanla bronşektazi gibi kalıcı akciğer hasarına zemin hazırlayabilir.
Akciğer tutulumu her zaman bronşektazi biçiminde de olmaz. Bazı hastalarda enfeksiyona bağlı olmayan, akciğer dokusunun kendisini tutan bir iltihabi tablo (granülomatöz-lenfositik interstisyel akciğer hastalığı, GLILD) gelişebilir. Bu tablo, hava yollarının daralmasından çok akciğerin genişleme kapasitesini kısıtlayan bir solunum paternine yol açabilir, antibiyotikle düzelmez ve çoğu zaman bağışıklığı baskılayan ayrı bir tedavi gerektirir.
İşte bu yüzden CVID’li bir hastada akciğer tutulumunu değerlendirmek, göğüs hastalıkları ve immünoloji bakışının birlikte çalışmasını gerektirir.
Bazı hastalarda tekrarlayan enfeksiyonlarla birlikte otoimmün hastalıklar, lenf bezi ya da dalak büyümesi ve bağırsak yakınmaları da görülebilir. Bu bulgular takip planını değiştirir. Enfeksiyon ağırlıklı seyreden hastalarla bağışıklık sisteminin yanlış ya da aşırı çalıştığı hastalar aynı şekilde izlenmez.
CVID tanısında düşük immünglobulin düzeyleri, enfeksiyon öyküsü, aşı yanıtları, B hücre alt grupları ve sekonder nedenlerin dışlanması birlikte ele alınır. İlaçlar, protein kaybına yol açan hastalıklar, enfeksiyonlar ya da sonradan gelişen başka nedenler immünglobulin düşüklüğünü açıklayabileceği için tanı sürecinde bu olasılıklar da gözden geçirilir.
CVID çoğu zaman tek bir gen değişikliğiyle açıklanmaz. Daha karmaşık ve çok etkenli bir zemine dayanabilir. Bu nedenle genetik test her hastada net bir mutasyon adı vermeyebilir.
İmmün Yetmezliklerde Tanı Nasıl Konur?
Tanının ilk ve en belirleyici adımı, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayenedir. Enfeksiyonların tipini ve sıklığını, hangi organların etkilendiğini, antibiyotik ihtiyacını ve süresini, hastane yatışı ya da damar yoluyla antibiyotik öyküsünü, şikâyetlerin çocukluktan beri olup olmadığını, aile öyküsünü, kullanılan ilaçları, eşlik eden hastalıkları, aşılanma geçmişini ve varsa akciğer hasarını birlikte değerlendiririz.
Laboratuvar incelemesinde genellikle tam kan sayımı, lenfosit adı verilen savunma hücrelerinin alt grupları ve IgG, IgA, IgM gibi immünglobulin düzeyleri değerlendirilir. Gerekli görülen hastalarda IgG alt grupları, aşılara karşı gelişen antikor yanıtı, kompleman testleri ve HIV gibi sonradan gelişebilen nedenlere yönelik testler eklenebilir.
Bazı hastalarda solunum sistemi de ayrıntılı incelenir. Akciğer grafisi ya da tomografisi, solunum fonksiyon testi ve seçilmiş hastalarda genetik incelemeler gündeme gelebilir. Dirençli enfeksiyonlar, tekrarlayan zatürre ya da kalıcı akciğer bulguları varsa ileri görüntüleme gerekebilir.
Nadiren kan testleri ve görüntüleme yeterli olmaz. Solunum yollarını ince bir kamerayla değerlendiren bronkoskopi yapılabilir. Bronkoskopi sırasında bronkoalveoler lavaj adı verilen bir işlemle akciğerlerden yıkama sıvısı örneği alınabilir. GLILD gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili akciğer tutulumlarından şüphelenildiğinde çok daha nadir olarak akciğer biyopsisi gündeme gelebilir.
Burada en sık yapılan hata, tek bir laboratuvar sonucuna fazla anlam yüklemektir. Düşük IgG düzeyi tek başına tanı koydurmaz. Sonucun aşı yanıtları, enfeksiyon öyküsü ve diğer nedenlerin dışlanmasıyla birlikte yorumlanması gerekir. Düşük IgG alt grubu da her zaman hastalık anlamına gelmez. Enfeksiyon sırasında bakılan kan değerleri, kişinin sakin dönemindeki sonuçlardan farklı çıkabilir.
Genetik test de her hastada net bir yanıt vermez. Erişkin yaşta tanı alan kişilerin çoğunda tek bir gen değişikliği saptanmayabilir. Bağışıklık yetmezliği bazen çok etkenli bir zeminde gelişir. Tanı süreci birkaç basamak gerektirebilir. İlk testler tabloyu açıklamıyorsa değerlendirme genişletilir.
İmmün Yetmezliklerde Tedavi Nasıl Planlanır?
İmmün yetmezliklerde tedavi enfeksiyonları azaltmaya ve kalıcı hasarı önlemeye yönelik planlanır. Tedavi planı bağışıklık yetmezliğinin tipine, şiddetine, enfeksiyon sıklığına ve eşlik eden hastalıklara göre kişiye özel hazırlanır.
Enfeksiyonların Erken Tedavisi
Enfeksiyonlar uzamadan değerlendirilir. Gerekirse uygun antibiyotik, antiviral ya da mantar enfeksiyonuna yönelik tedavi planlanır. Dirençli, ağır veya tekrarlayan enfeksiyonlarda tedavi kararı mümkün olduğunda kültür ve mikrobiyolojik incelemelerle desteklenir. Bazı hastalarda enfeksiyonları azaltmak için koruyucu antibiyotik kullanılabilir.
Bu karar gelişigüzel verilmez. Direnç gelişimi, yan etki riski, tedavi süresi ve hastanın önceki enfeksiyon öyküsü birlikte değerlendirilir.
Bronşektazi Gelişen Hastalarda Tedavi
İmmün yetmezliğe bağlı tekrarlayan akciğer enfeksiyonları zamanla bronşektaziye yol açabilir. Bronşektazi gelişen hastalarda tedavi yalnızca enfeksiyon çıktığında antibiyotik kullanmakla sınırlı değildir.
Balgam kültürü, uygun antibiyotik seçimi, hava yolu temizleme teknikleri, solunum fizyoterapisi ve alevlenme planı birlikte değerlendirilir. Sık alevlenme geçiren bazı hastalarda uzun süreli koruyucu antibiyotik ya da makrolid tedavisi uzman kontrolünde gündeme gelebilir. Amaç enfeksiyonları azaltmak, balgam yükünü kontrol etmek ve akciğerde yeni hasar gelişmesini önlemektir.
Aşı ve Korunma Planı
Aşı planı kişinin bağışıklık durumuna, kullandığı ilaçlara ve mevcut tedavi sürecine göre düzenlenir. Bazı bağışıklık yetmezliklerinde canlı aşılar sakıncalı olabilir. İnaktif aşılar genellikle daha güvenli kabul edilir, ancak bağışıklık yanıtı her hastada yeterli düzeyde gelişmeyebilir.
Hangi aşının yapılabileceği, hangisinin ertelenmesi ya da yapılmaması gerektiği uzman değerlendirmesiyle belirlenir. Uygun durumlarda ev halkının aşılanması da dolaylı koruma sağlayabilir.
İmmünglobulin Yerine Koyma Tedavisi
Belirgin antikor eksikliği olan bazı hastalarda immünglobulin yerine koyma tedavisi kullanılabilir. Bu tedavide sağlıklı vericilerden elde edilen koruyucu antikorlar damar yoluyla ya da cilt altından düzenli aralıklarla verilir. Böylece enfeksiyonların sıklığını ve ağır enfeksiyon riskini azaltmak hedeflenir.
Tedavi sırasında baş ağrısı, ateş ya da hâlsizlik gibi hafif reaksiyonlar görülebilir. Daha ağır reaksiyonlar nadirdir. IgA eksikliği olan bazı hastalarda reaksiyon riski ayrıca değerlendirilir. Bu durum tedaviye otomatik engel değildir, ancak ürün seçimi ve ilk uygulama koşulları uzman tarafından planlanmalıdır. İlk uygulamaların tam donanımlı bir merkezde ve uzman gözetiminde yapılması bu açıdan daha güvenlidir.
Cilt altı uygulama bazı hastalarda zamanla evde sürdürülebilir. Böyle bir plan yapılacaksa iğne yerinde gelişebilecek geçici reaksiyonlar, doz atlanırsa ne yapılacağı ve hangi belirtilerde merkeze başvurulacağı önceden konuşulmalıdır.
İmmünglobulin tedavisi, düzenli uygulandığında kandaki koruyucu antikor düzeylerinin belirli bir aralıkta tutulmasına yardımcı olur. Etkinin sürdürülebilmesi için tedavinin önerilen doz ve aralıklarla devam etmesi gerekir. Tedaviyi aksatmak enfeksiyon riskini yeniden artırabilir.
CVID’ye Eşlik Eden Akciğer Tutulumu
CVID’li bazı hastalarda akciğer sorunu, bağışıklık sisteminin akciğer dokusunda oluşturduğu iltihabi yanıttan kaynaklanabilir. GLILD olarak adlandırılan bu tabloda antibiyotik tedavisi yeterli olmaz. İmmünglobulin tedavisi enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir, ancak akciğer dokusundaki iltihabi tutulumu tek başına kontrol etmeyebilir. Seçilmiş hastalarda kortizon ya da farklı bağışıklık düzenleyici tedaviler gündeme gelebilir. Bu karar göğüs hastalıkları, immünoloji, radyoloji ve gerekli durumlarda patoloji değerlendirmesiyle birlikte verilmelidir.
Sekonder Nedenlerin Yönetimi
Bağışıklık düşüklüğü her zaman doğuştan gelen bir sorunla ilişkili değildir. Bazı ilaçlar, altta yatan hastalıklar ya da protein kaybı gibi nedenler immünglobulin düşüklüğüne yol açabilir. Böyle bir neden saptanırsa tedavi planı ilgili branşlarla birlikte düzenlenir.
Bağışıklığı baskılayan tedavi alan bazı hastalarda koruyucu antibiyotik, antiviral tedavi, hepatit taraması, özel aşı planı veya fırsatçı enfeksiyonlara yönelik önlemler gündeme gelebilir. Bu karar, kullanılan ilaca ve hastanın risk düzeyine göre kişiselleştirilir.
Seçilmiş Hastalarda İleri Tedavi Seçenekleri
İmmün yetmezliklerin büyük bölümü enfeksiyonların erken tedavisi, koruyucu önlemler, aşı planı, immünglobulin tedavisi ve düzenli takip ile yönetilir. Daha ağır ve seçilmiş primer immün yetmezliklerde ise kök hücre nakli, genetik temelli tedaviler veya hedefe yönelik ilaçlar gündeme gelebilir. Bu seçenekler her hasta için uygun değildir. Karar hastalığın tipine, genetik zemine, organ tutulumuna ve genel risk değerlendirmesine göre verilir.
Düzenli Takip ve Günlük Yaşam
Bağışıklık yetmezliği tanısı alan hastalarda takip tedavinin önemli bir parçasıdır. Akciğer hasarı, bronşektazi, otoimmün bulgular, enfeksiyon sıklığı ve tedaviye yanıt belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir.
Kronik bir tanıyla yaşamak yalnızca tıbbi bir süreç değildir. Uzun süreli tedaviler, hastane kontrolleri, atakların ne zaman gelişeceğini bilememek ve geri ödeme süreçleri zamanla yorucu olabilir. Kaygı, tükenmişlik ve günlük yaşamda zorlanma da değerlendirme içinde ele alınmalıdır. Gerekli görülen hastalarda psikolojik ya da sosyal destek sürece eklenebilir.
Enfeksiyonları azaltmak, kalıcı organ hasarını önlemek ve kişinin yaşam kalitesini mümkün olduğunca korumak amaçlanır.
Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlardan biri sizinle örtüşüyorsa, bir göğüs hastalıkları ve alerji-immünoloji değerlendirmesine başvurmanız gerekir:
- Her yıl tekrarlayan zatürre geçiriyorsanız
- Sık sinüzit, bronşit veya kulak enfeksiyonu oluyorsa
- Enfeksiyonlar uzun sürüyor ya da antibiyotikle zor düzeliyorsa
- Hastane yatışı veya damar yoluyla antibiyotik gerektiyse
- Alışılmadık veya fırsatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları geliştiyse
- Bronşektazi tanısı aldıysanız
- Ailede bağışıklık yetmezliği öyküsü varsa ya da kanınızda immünglobulin düşüklüğü saptandıysa
- Biyolojik ilaç, kemoterapi, kortizon veya bağışıklığı baskılayan bir ilaç kullanıyorsanız
- CVID şüphesi taşıyorsanız
Randevu öncesinde son yıllardaki enfeksiyonlarınızı (kaç kez, hangi organ, hangi antibiyotik, hastane yatışı oldu mu) kronolojik bir liste hâlinde not edin, varsa önceki test sonuçlarınızı ve aşı kayıtlarınızı getirin. Bu bilgiler, tablonun sıklık ve şiddetini değerlendirmemizi hızlandırabilir.
Bursa’da Bağışıklık Sistemi Değerlendirmesi ve İmmünoloji Uzmanı Yaklaşımı
Bursa’da sık enfeksiyon ya da immün yetmezlik şüphesiyle değerlendirilen erişkin hastalarda yaklaşımımız, enfeksiyonların sayısından çok tipine, şiddetine, süresine, kullanılan tedavilere ve kalıcı hasar bırakıp bırakmadığına odaklanır.
Astım, alerjik rinit, reflü ya da yapısal sorunlar gibi benzer tablo yaratan nedenleri önce ele alır, sonra tabloyu bağışıklık açısından inceleriz.
Göğüs Hastalıkları ve Yetişkin Alerji-İmmünoloji Uzmanı Dr. Özge Aslantekin Eken, sık sinüzit, bronşit, zatürre, bronşektazi, tekrarlayan enfeksiyon ve CVID şüphesi olan erişkin hastalarda primer ve sekonder immün yetmezlik olasılığını bütüncül bir bakışla değerlendirir. Gerekli laboratuvar testleri, akciğer değerlendirmesi, aşı planı, immünglobulin tedavisi gerekliliği ve takip süreci kişiye özel şekilde planlanır.
Kaynaklar
Poli MC, Aksentijevich I, Bousfiha AA, ve ark. Human inborn errors of immunity: 2024 update on the classification from the International Union of Immunological Societies (IUIS) Expert Committee. Journal of Human Immunity. 2025;1(1):e20250003.
Seidel MG, Kindle G, Gathmann B, ve ark. The European Society for Immunodeficiencies (ESID) registry working definitions for the clinical diagnosis of inborn errors of immunity. J Allergy Clin Immunol Pract. 2019;7(6):1763-1770.
Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği. Primer İmmün Yetmezlikler (Bağışıklık Sistemi Yetmezliği). Erişim: www.aid.org.tr
Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği. Primer İmmün Yetmezliklerde İmmünoglobulin Replasman Tedavisi. Erişim: www.aid.org.tr
Global Initiative for Asthma. Global Strategy for Asthma Management and Prevention, 2026. Erişim: www.ginasthma.org
Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease. Global Strategy for the Diagnosis, Management, and Prevention of COPD, 2025 Report. Erişim: www.goldcopd.org
İmmün Yetmezlikler ve Tedavleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Sık enfeksiyon geçirmek bağışıklık yetmezliği anlamına gelir mi?
Her zaman değil. Sık viral temas, alerjik rinit, astım, sigara, reflü ya da kronik sinüzit de benzer şikâyetlere yol açabilir. Ancak enfeksiyonlar ağır, uzun, tekrarlayıcı ya da komplikasyonluysa değerlendirme gerekir.
Primer immün yetmezlik erişkin yaşta ortaya çıkar mı?
Evet. Bazı primer immün yetmezlikler çocuklukta belirti verirken, bazıları erişkin yaşta tekrarlayan enfeksiyonlarla fark edilebilir.
Sekonder immün yetmezlik nedir?
Sonradan gelişen hastalıklar, enfeksiyonlar ya da bağışıklığı baskılayan ilaçlar nedeniyle savunmanın zayıflamasıdır. Yaklaşım, altta yatan nedeni anlamaya dayanır.
CVID nedir?
Bağışıklık sisteminin yeterli antikor üretemediği bir primer immün yetmezliktir. Tekrarlayan sinüzit, bronşit, zatürre ve bazı hastalarda otoimmün ya da bağırsak bulgularıyla ortaya çıkabilir.
İmmünglobulin tedavisi kimlere verilir?
Belirgin antikor eksikliği olan ve enfeksiyon riski yüksek hastalarda, uzman değerlendirmesiyle verilebilir. Her immünglobulin düşüklüğü olan hastaya otomatik olarak başlanmaz; karar tabloyu bütün olarak değerlendirerek verilir.
Bağışıklığı güçlendiren vitaminler yeterli olur mu?
Belirgin antikor eksikliği olan ve enfeksiyon riski yüksek hastalarda, uzman değerlendirmesiyle verilebilir. Her immünglobulin düşüklüğü olan hastaya otomatik olarak başlanmaz; karar tabloyu bütün olarak değerlendirerek verilir.
İletişime Geçin!
Sorularınız İçin Bizimle İletişime Geçin
Alerjik hastalıklar ve tedavi süreçleri hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

