Kronik İdiyopatik Ürtiker ve Tetiklenebilir Ürtikerlerde Biyolojik Ajan Tedavileri

Anasayfa

Kronik İdiyopatik Ürtiker ve Tetiklenebilir Ürtikerlerde Biyolojik Ajan Tedavileri

Biyolojik ve hedefe yönelik tedaviler; kronik ürtiker (kurdeşen) ve bazı dirençli ürtiker tablolarında, bağışıklık sisteminin hastalıkla ilişkili basamaklarını hedefleyen tedavi seçenekleridir. Bu grupta cilt altına enjeksiyon yoluyla uygulanan biyolojik ilaçlar yer alabileceği gibi belirli hücresel sinyal yollarını hedefleyen ağızdan alınan yeni nesil ilaçlar da gündeme gelebilir.

Haftalarca geçmeyen deri döküntüleri, uykudan uyandıran yoğun kaşıntılar ya da zaman zaman tabloya eklenen şişlikler, uygun doz ve sürede kullanılan antihistaminik ilaçlara rağmen yeterince yatışmadığında bu tedavi seçeneklerini konuşmaya başlarız. Ancak her ilaç her ürtiker tipi için aynı düzeyde kanıta, onaya veya kullanım alanına sahip değildir. Bu nedenle tedavi seçimini ürtikerin tipine, hastalığın şiddetine, önceki tedavilere verilen yanıta ve hastanın genel durumuna göre yaparız.

Acil Durumlar:
Dilde, dudakta veya boğazda ani şişme, yutma güçlüğü, ses kısılması ya da kurdeşene eşlik eden nefes darlığı, hırıltılı solunum, baş dönmesi ve tansiyon düşmesi gibi durumlar, soluk yolunu tehdit eden anjiyoödem veya alerjik şok (anafilaksi) habercisi olabilir.

Benzer şekilde, kabarıklıkların aynı noktada 24 saatten uzun sürmesi, kaşıntı yerine ağrı yapması ve geçerken yerinde morluk bırakması da klasik ürtikerden farklı bir tabloyu düşündürür.

Böyle bir durumla karşılaşırsanız vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurmanız veya 112 acil çağrı hattını aramanız gerekir. Bilincin etkilenebileceğini unutmadan kesinlikle tek başınıza araç kullanmamalı, bir yakınınızın eşliğinde hareket etmelisiniz. Daha önce size reçete edilmiş bir adrenalin oto-enjektörünüz varsa tarif edildiği şekilde uygulamalısınız.

Kronik İdiyopatik Ürtiker ve Tetiklenebilir Ürtiker Nedir?

Kronik ürtiker, ciltte kaşıntılı kabarıklıkların altı haftadan uzun süre boyunca, çoğu gün tekrarlamasıyla tanımlanır.

Belirgin bir dış tetikleyici olmadan kendiliğinden gelip gidiyorsa buna kronik spontan ürtiker deriz; “kronik idiyopatik ürtiker” ifadesinin güncel karşılığı çoğunlukla budur.

Bazı hastalarda kabarıklıklar belirli uyaranlarla ortaya çıkar. Cildin sürtülmesi ya da çizilmesiyle gelişen dermografik ürtiker, soğukla tetiklenen soğuk ürtikeri, terleme ve egzersizle ortaya çıkan kolinerjik ürtiker bu grupta yer alır. Basınç, güneş ışığı ya da temasla gelişen ürtiker tipleri de görülebilir. Suya bağlı akuajenik ürtiker ve titreşimle tetiklenen vibratuvar ürtiker ise daha nadirdir.

Bu tablolar uyarılabilir ya da tetiklenebilir ürtiker olarak adlandırılır. Kronik ürtiker değerlendirilirken kendiliğinden gelişen form ile tetikleyicilerle ortaya çıkan form birlikte ele alınır. Çünkü bazı hastalarda iki tablo aynı anda görülebilir.

Kronik Ürtikerde Standart Tedavi Basamakları Nelerdir?

Biyolojik ajanlara geçmeden önce belirtmek gerekir ki biyolojik tedavi ilk basamak tedavi değildir. Süreç kademeli ilerler.

İlk adım, mümkünse tetikleyicileri tanımaktır. Ancak gereksiz kısıtlamalardan kaçınmak gerekir. Kolinerjik ürtikeri olan bir hastaya sporu tamamen bırakmasını söylemek ya da güneş ürtikeri olan bir kişiyi dışarı çıkmaktan uzaklaştırmak çoğu zaman sürdürülebilir değildir.

Gereksiz geniş diyetler de kronik ürtikerde sık yapılan hatalardan biridir. Besin alerjisi kronik ürtikerin nadir nedenlerinden biridir. Bu yüzden belirgin bir şüphe yoksa çok sayıda gıdayı kesmek hastaya çoğu zaman fayda sağlamaz. Tam tersine beslenmeyi zorlaştırabilir ve yaşam kalitesini düşürebilir.

İlaç tedavisinde temel yaklaşım ikinci kuşak H1 antihistaminiklerdir. Bu ilaçlar genellikle ilk basamakta tercih edilir. Standart dozla yeterli kontrol sağlanamazsa doz, hekim kontrolünde kademeli olarak artırılabilir.

Antihistaminikler saatler içinde etki göstermeye başlayabilir. Yine de kronik ürtikerde tam klinik kontrol her hastada aynı hızda gelişmez. Şikâyetlerin şiddeti, tetikleyiciler, ilacın dozu ve hastanın yanıtı bu süreci etkiler. Bu nedenle tedavi başladıktan sonra belirli aralıklarla yeniden değerlendirme yapılır. Kontrol yetersizse bir sonraki basamak planlanır.

Kortizon kronik ürtikerde kalıcı bir tedavi seçeneği değildir. Ağır alevlenmelerde kısa süreli rahatlama amacıyla kullanılabilir. Uzun süreli ya da sık tekrarlayan kortizon kullanımı kemik erimesi, kan şekeri düzensizlikleri ve tansiyon sorunları gibi riskler taşıyabilir. Bu yüzden kortizon, kronik ürtikerin ana tedavisi olarak düşünülmez.

Kronik Ürtikerde Biyolojik Ajan Tedavisi Nedir?

Biyolojik ajanlar, kronik ürtikerin bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı basamaklarını hedefleyen tedavilerdir. Kronik spontan ürtikerde en yerleşik seçenek omalizumabtır. Bu ilaç, alerjik yanıtta rol alan IgE adlı antikora bağlanarak mast hücrelerinin aşırı uyarılmasını azaltmaya yardımcı olabilir.

Omalizumab genellikle cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulanır. Antihistaminik tedaviye rağmen yeterli kontrol sağlanamayan hastalarda, sık kullanılan başlangıç şeması dört haftada bir 300 mg’dır. Kronik spontan ürtikerde bu doz kişinin kilosuna ya da kan IgE düzeyine göre belirlenmez.

Tedavinin amacı kaşıntıyı, kabarıklıkları, anjiyoödem ataklarını ve hastalığın yaşam kalitesi üzerindeki etkisini azaltmaktır. Omalizumabı “ürtikerin kesin ve kalıcı çözümü” gibi düşünmemek gerekir. Bazı hastalarda çok iyi kontrol sağlanır. Bazı hastalarda ise yanıt kısmi kalabilir ya da farklı bir tedavi basamağına geçmek gerekebilir.

Yanıt süresi de her hastada aynı değildir. Kimi hastalar ilk aylarda belirgin rahatlama hissederken, kimi hastalarda düzelme daha yavaş gelişebilir. Bunun nedeni kronik spontan ürtikerin tek bir mekanizmaya bağlı olmamasıdır. Hastaların bir bölümünde bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı geliştirdiği otoimmün süreçler rol oynar. Bu süreçler, omalizumaba verilen yanıtın hızını ve derecesini etkileyebilir. Bu yüzden tedaviyi yeterli süre değerlendirmeden “işe yaramadı” sonucuna varmak doğru olmayabilir.

Omalizumab genel olarak iyi tolere edilen bir tedavidir. En sık enjeksiyon yerinde kızarıklık, hassasiyet ya da şişlik gibi reaksiyonlar görülebilir. Nadir de olsa aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebileceği için tedavi ve takip uzman kontrolünde yürütülür.

Ağızdan Alınan Hedefe Yönelik Tedaviler ve Remibrutinib

Remibrutinib, kronik spontan ürtikerde gündeme gelen ağızdan alınan hedefe yönelik tedavilerden biridir. Biyolojik ilaç değildir. Mast hücreleri ve bazofiller gibi alerjik yanıtta görev alan hücrelerin içindeki BTK adlı sinyal yolunu baskılayarak etki gösterir. Bu yolla histamin ve benzeri iltihap aracılarının salınımını azaltmayı hedefler.

Remibrutinib, H1 antihistaminik tedaviye rağmen şikâyetleri süren erişkin kronik spontan ürtiker hastalarında değerlendirilebilir. Tetiklenebilir ürtiker tiplerinde aynı düzeyde standart ve onaylı bir seçenek gibi sunulmamalıdır.

Bu ilacın ağızdan alınması uygulama kolaylığı sağlayabilir. Yine de yeni bir tedavi seçeneği olması nedeniyle uzun dönem etkinlik ve güvenlik verileri takip edilmektedir. Enfeksiyonlar, baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı, morarma ya da kanama eğilimi gibi yan etkiler görülebilir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda, aktif enfeksiyonu olanlarda, karaciğer hastalığı bulunanlarda ve gebelik ya da emzirme döneminde değerlendirme daha dikkatli yapılmalıdır.

Bir ilacın ABD ya da Avrupa’da onay almış olması, Türkiye’de otomatik olarak kullanıma girdiği veya geri ödeme kapsamında olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle remibrutinib uygunluğu güncel ruhsat, erişim ve geri ödeme koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Dupilumab Kronik Ürtikerde Kullanılır mı?

Dupilumab, bağışıklık sisteminde tip 2 iltihap yanıtında rol alan IL-4 ve IL-13 sinyal yolunu hedefleyen biyolojik bir ilaçtır. Atopik dermatit, astım ve nazal polip gibi bazı alerjik ve inflamatuvar hastalıklarda daha uzun süredir kullanılan bu tedavi, bazı ülkelerde kronik spontan ürtiker için de onay almıştır.

Kronik spontan ürtikerde dupilumab, H1 antihistaminik tedaviye rağmen kontrol sağlanamayan seçilmiş hastalarda gündeme gelebilir. Ancak bu tedaviyi tüm ürtiker tipleri için standart bir seçenek gibi düşünmemek gerekir. Tetiklenebilir ürtikerlerde aynı düzeyde onay ve kanıt söz konusu değildir.

Dupilumab genellikle cilt altına enjeksiyon yoluyla uygulanır. Enjeksiyon yerinde reaksiyonlar, gözle ilgili şikâyetler, eozinofil düzeylerinde değişiklikler ve nadiren aşırı duyarlılık reaksiyonları görülebilir. Canlı aşılar, gebelik, emzirme, eşlik eden astım ya da başka alerjik hastalıklar varsa tedavi kararı ayrıca değerlendirilmelidir.

Türkiye’de kronik ürtiker için ruhsat, erişim ve geri ödeme durumu zaman içinde değişebileceğinden, dupilumab uygunluğu hasta özelinde ve güncel koşullara göre ele alınmalıdır.

Biyolojik Tedavi Kimlere Uygun Olabilir?

Biyolojik tedavi, kronik ürtiker tanısı alan her hastada ilk seçenek olarak düşünülmez. Bu tedavi, standart basamaklara rağmen kontrol sağlanamayan seçilmiş hastalarda gündeme gelir.

Biyolojik tedavi şu hastalarda değerlendirilebilir:

  • Uygun dozda ve yeterli sürede antihistaminik kullanmasına rağmen şikâyetleri devam edenler
  • Yaygın kaşıntı ve kabarıklık nedeniyle yaşam kalitesi belirgin bozulanlar
  • Tekrarlayan anjiyoödem atakları yaşayanlar
  • Sık alevlenme geçirenler
  • Uyku, iş ve günlük yaşamı belirgin şekilde etkilenenler
  • Standart önlemlerle kontrol altına alınamayan seçilmiş uyarılabilir ürtiker hastaları

Bu karar tek bir belirtiye ya da tek bir test sonucuna göre verilmez. Hekim değerlendirmesinde şu başlıklar birlikte ele alınır:

  • Hastalığın ne kadar süredir devam ettiği
  • Atakların şiddeti ve sıklığı
  • Kaşıntı ve kabarıklıkların günlük yaşama etkisi
  • Önceki tedavilere verilen yanıt
  • Anjiyoödemin eşlik edip etmediği
  • Tetikleyici tipi
  • Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu
  • Gebelik, emzirme ve eşlik eden hastalıklar

Tedavi seçimi yapılırken güvenlik profili de dikkate alınır. Omalizumab için gebelikte bugüne kadar bildirilen veriler belirgin bir doğum kusuru sinyali göstermemiştir. Yine de gebelik döneminde tedavi kararı her hasta için ayrı verilmelidir. Hastalığın anne üzerindeki yükü, tedaviden beklenen fayda ve olası riskler birlikte değerlendirilir. Gebelikte uygun olmayan ilaçlardan kaçınılır.

Kronik ürtiker bazı hastalarda cilt bulgularının ötesine geçebilir. Uyku bölünmesi, kaygı, huzursuzluk ve düşük ruh hâli tabloya eşlik edebilir. Hastalığın ruhsal yükü de değerlendirmeye dâhil edilmeli, gerekli durumlarda hasta uygun desteğe yönlendirilmelidir.

Tetiklenebilir Ürtikerlerde Biyolojik Tedavi Kullanılır mı?

Tetiklenebilir ürtikerlerde ilk yaklaşım, uyaranı tanımak ve ondan makul ölçüde korunmaktır. Antihistaminik tedavi de bu süreçte temel basamaklardan biridir.

Bazı dirençli tetiklenebilir ürtiker olgularında biyolojik tedaviler uzman değerlendirmesiyle gündeme gelebilir. Soğuk ürtikeri, dermografik ürtiker, kolinerjik ürtiker ve gecikmiş basınç ürtikeri gibi tiplerde omalizumab kullanımına dair deneyimler vardır.

Yine de her tetiklenebilir ürtiker hastası biyolojik tedavi adayı değildir. Kronik spontan ürtikerde biyolojik tedavinin yeri daha nettir. Tetiklenebilir ürtikerlerde ise karar daha bireysel verilir. Ürtiker tipi, şikâyetlerin şiddeti, önceki tedavi yanıtı, yaşam kalitesi ve güvenlik profili birlikte değerlendirilir.

Tedavi Öncesi Değerlendirme ve Takip

Tekrarlayan şişliklerde her zaman ürtiker mekanizması rol oynamaz. Özellikle kaşıntılı kabarıklık olmadan gelişen dudak, göz kapağı, dil, boğaz ya da karın şişliklerinde farklı anjiyoödem tipleri düşünülmelidir. ACE inhibitörü grubu tansiyon ilaçları, herediter anjiyoödem ve edinsel C1 inhibitör eksikliği gibi tablolar klasik ürtikerden ayrı değerlendirilir. Bu ayrım, gereksiz alerji tedavilerinden kaçınmak ve doğru acil planı belirlemek açısından önemlidir.

Biyolojik tedavi kararı verilmeden önce ürtikerin tipi netleştirilir. Hastalığın kronik spontan ürtiker mi, tetiklenebilir ürtiker mi olduğu ayırt edilir. Anjiyoödem varlığı, kullanılan ilaçlar, geçirilmiş enfeksiyonlar, stres, fiziksel uyaranlar ve günlük yaşamda belirtileri artıran durumlar sorgulanır.

Ağrı kesiciler bu değerlendirmede ayrı bir başlıktır. Özellikle NSAİİ olarak bilinen bazı ağrı kesiciler ürtiker alevlenmelerini artırabilir. Bu durum her zaman gerçek bir ilaç alerjisi anlamına gelmez. Bazı hastalarda alerji dışı mekanizmalarla benzer alevlenmeler gelişebilir. Bu ayrım, hastanın hangi ilaçlardan kaçınması gerektiğini ve hangi seçenekleri daha güvenli kullanabileceğini belirlemek açısından değerlidir.

Daha önce kullanılan antihistaminiklerin dozu ve bu ilaçlara verilen yanıt da değerlendirilir. Belirgin bir şüphe yoksa geniş alerji testleri çoğu zaman gerekli değildir. Tetiklenebilir ürtikerlerde ise tanı, uygun hastalarda uyaran testleriyle desteklenebilir.

Bazı kan testleri tedavi planlamasında yardımcı olabilir. Total IgE düzeyi ve tiroit otoantikorları gibi testler, omalizumab yanıtı hakkında sınırlı da olsa fikir verebilir. Ancak bu testler tek başına tedavi kararını belirlemez. Karar her zaman hastanın klinik tablosuyla birlikte verilir.

Takipte hastanın şikâyetlerini daha nesnel izlemek için bazı ölçekler kullanılabilir. Ürtiker aktivite skoru ve ürtiker kontrol testi, kaşıntı, kabarıklık ve hastalık kontrolünü düzenli takip etmeye yardımcı olur. Bazı hastalardan tedavi öncesinde birkaç hafta boyunca belirti günlüğü tutması istenebilir.

Kontrollerde şu soruların yanıtı aranır.

  • Kaşıntı azaldı mı?
  • Kabarıklıkların sıklığı ve şiddeti düştü mü?
  • Anjiyoödem atakları seyrekleşti mi?
  • Antihistaminik ihtiyacı azaldı mı?
  • Uyku ve günlük yaşam düzeldi mi?
  • İş, okul ve sosyal yaşam daha az etkileniyor mu?
  • Tedaviye bağlı yan etki gelişti mi?

Kronik ürtiker zaman içinde dalgalanabilir. Bazı dönemlerde şikâyetler artarken bazı dönemlerde kendiliğinden hafifleyebilir. Bu yüzden tedavinin sürdürülmesi, ara verilmesi ya da kademeli azaltılması düzenli kontrollerde yeniden değerlendirilir. Pratikte bu değerlendirme çoğu hastada birkaç ayda bir yapılır.

Ülkemizde biyolojik tedaviler uzman değerlendirmesi ve güncel geri ödeme koşulları çerçevesinde reçete edilir. Bu koşullar zaman içinde değişebileceği için tedavi süreci ve uygunluk kriterleri hekimle birlikte güncel olarak değerlendirilmelidir.

Randevu öncesinde küçük bir hazırlık değerlendirmeyi kolaylaştırabilir. Ürtiker kabarıklıkları geçici olduğu için muayene sırasında görülmeyebilir. Bu nedenle belirtiler ortaya çıktığında telefonla fotoğraf çekmeniz hekiminizin tabloyu daha iyi değerlendirmesine yardımcı olur.

Deri testi ya da provokasyon testi planlanacaksa antihistaminik ilaçların ve antihistaminik içeren bazı şurupların testten birkaç gün önce bırakılması gerekebilir. Bu süre ilaca ve yapılacak teste göre değişebilir. Bu yüzden ilaç kesme kararını kendi başınıza vermeden randevu öncesinde ilgili birime danışmanız gerekir.

Antihistaminiklerin bırakıldığı dönemde kaşıntı ve kabarıklıklar geçici olarak artabilir. Böyle bir durumda ne yapmanız gerektiğini, hangi ilacı ne zaman kullanabileceğinizi ve hangi belirtilerde acil yardım almanız gerektiğini hekiminizle önceden konuşmanız faydalı olur.

Bursa Alerji Uzmanı: Kronik Ürtikerde Biyolojik Tedavi Değerlendirmesi

Bursa’da kronik idiyopatik ürtiker, kronik spontan ürtiker veya uyarılabilir ürtiker şikâyetiyle değerlendirilen hastalarda biyolojik tedavi uygunluğu; hastalığın süresi, şiddeti, tetikleyici tipi, anjiyoödem varlığı, önceki tedavilere yanıt ve yaşam kalitesi etkisi birlikte ele alınarak planlanır.

Bursa’da Alerji ve İmmünoloji Uzmanı olarak görev yapan Dr. Özge Aslantekin Eken, kronik ürtiker hastalarında standart tedavilere yanıtı, biyolojik tedavi uygunluğunu ve takip planını kişiye özel olarak değerlendirir.

Haftalarca süren kurdeşen, tekrarlayan kaşıntı, anjiyoödem atakları ya da uyku ve günlük yaşamı etkileyen şikâyetleriniz varsa, Bursa’da kronik ürtiker değerlendirmesi için Dr. Özge Aslantekin Eken’e başvurabilirsiniz.

Kaynaklar

Zuberbier T, ve ark. The International Guideline for the Definition, Classification, Diagnosis and Management of Urticaria. Allergy. 2026. (GA²LEN/EAACI girişimi)

Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği. Ürtiker Tanı ve Tedavisi Cep Rehberi, 2019. Erişim: www.aid.org.tr

Xiong G, Rayner DG, Kim L, ve ark. Comparative efficacy of omalizumab, dupilumab, and remibrutinib in chronic spontaneous urticaria: a network meta-analysis of randomized control trials. J Dermatolog Treat. 2025;36(1):2580374.

Update on the Treatment of Chronic Spontaneous Urticaria. Drugs. 2025.

https://www.ema.europa.eu/en/medicines/human/EPAR/dupixent

 

Sıkça Sorulan Sorular

Tetiklenebilir ürtiker nedir?

Soğuk, sıcak, basınç, terleme, egzersiz, güneş, temas veya su gibi belirli uyaranlarla ortaya çıkan ürtiker tipidir.

Uygun doz ve sürede antihistaminik tedaviye rağmen şikâyetleri süren, yaşam kalitesi bozulan, tekrarlayan anjiyoödem ya da yoğun kaşıntı yaşayan seçilmiş hastalarda değerlendirilebilir.

Kronik spontan ürtikerde kaşıntıyı, kabarıklıkları ve atak sıklığını azaltmak amacıyla kullanılan, antihistaminiğe eklenen biyolojik bir tedavidir. Ülkemizde de kronik ürtiker tedavisinde onaylı bir seçenektir.

Hayır. Remibrutinib biyolojik ilaç değildir. Ağızdan alınan hedefe yönelik bir BTK inhibitörüdür. Kronik spontan ürtikerde gündeme gelebilir ancak uygunluk, ruhsat ve geri ödeme durumu hasta özelinde değerlendirilmelidir.

Her hastada tam geçirme garantisi yoktur; antihistaminiğe dirençli hastaların bir bölümünde tam kontrol sağlanırken, bir kısmında kısmi düzelme görülür. Amaç hastalığı kontrol altına almak, kaşıntı ve kabarıklıkları azaltmak ve yaşam kalitesini korumaktır.

Bazı dirençli tiplerde uzman değerlendirmesiyle gündeme gelebilir. Bu karar, kronik spontan ürtikere göre daha bireysel verilir.

Süre; yanıta, atak kontrolüne, yan etkilere ve takip değerlendirmesine göre değişir. Devam kararı düzenli kontrollerle, çoğunlukla birkaç ayda bir gözden geçirilerek verilir.

Enjeksiyon yerinde reaksiyon, baş ağrısı, hafif enfeksiyon benzeri şikâyetler veya nadiren alerjik reaksiyonlar görülebilir. Ağızdan alınan seçeneklerde yan etki profili farklıdır. Tedavi bu yüzden uzman takibinde yürütülür.

İletişime Geçin!

Sorularınız İçin Bizimle İletişime Geçin

Alerjik hastalıklar ve tedavi süreçleri hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

No content is added yet.